Eğitim Sitesi

Tutsak Ettik Kendimizi Şiiri

Tutsak Ettik Kendimizi

Bir sis,

Bir duman.

Güneş başını çıkarıyor dağlardan.

Işığa pusu kurmuş beyinler.

Maviler bulanık,

Maviler dertli.



Okyanusları bir çekebilsem diyorum kıyıya.

Yıkasam diyorum kirlenmişliğini karaların,

Ama olmuyor‘ki..

Durgun maviliklerde beyaza dönmüş ölüm.

Martılar sörf yapmıyor rüzgarların kanatlarında

Denizin yükselmiş ateşi

Deniz hasta.

Yok ‘ki yüreğinde bir çiğ tanesi serinliği.



Açıklarda bir gemi sintinesini boşaltmış

Dikmiş gözlerini mat ve kirli

Bir yağ tabakasının üstündeki

Karpuz kabuklarına, teneke kutulara.

Bir adam bakmakta denize

Dalgın ve düşünceli.

Allah kahretsin der gibi iki eli.

Konuşuyor kendi kendine sallayıp başını.

Adam hasta,

Yok aşklarına filiz veren sürgünler.



Rüzgarlar pişman dağ başlarından geldiğine

Şimdi şehir kirliliğinde solukları

Bir başka kokar.

Rüzgarlar hasta,

Bitmiş tükenmiş kıyılarda.



Dalgakıranların başına konmuş martılar

Can çekişmekte çoğu.

Kıvrılıyor bedenlerine düşmüş

İncecik boyunları.

Kuşlar hasta

Sanki ölüm uykularında.



Bir ressamın fırçasından çıkmış yorgun

İşlenmemiş sevaplara kurban doğa.

Şimdi her şey kendine sığıntı,

Şimdi her şey kendi kapanında tutsak.

Ve biz bunu ‘da başardık diyorum,

Boğduk denizi kendi sularında.





Ahmet Canbaba

Ahmet CANBABA Şiirleri

  

Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.

Benzer Ahmet CANBABA Şiirleri:

Allah Kerim

ALLAH KERİM


Çekik gözü düzeldi
Buruna Allah kerim
Ya olmayan saçının
Yerine Allah kerim

Sevinçlerde coşarlar
Acılarda pişerler
Gün bulup gün yaşarlar
Yarına Allah kerim

Dosttuk dosta nefestik
Gün geldi dosta küstük
Birinden umut kestik
Birine Allah kerim

Hak yiyenler ürüyor
Hakkı yenen soruyor
Hadi onlar görüyor
Körüne Allah kerim

Kötüye gider durum
Çok şey var Rabbe sorum
Senin içinde derim
Yerine Allah kerim

Canbaba naçar kaldık
‘HAYIRDA’ karar kıldık
Çok şükür kolay bildik
Zoruna Allah kerim.

AHMET CANBABA

Ahmet CANBABA

Memleket Dilencisi

Üç kişiydiler.
Daha düne kadar
Yürek yangınları vardı.
Oysa şimdi mühür gözleri suskun.
Annelerine sarılmış iki çocuk
Ağlamakta
Bankta.

Üç kişiydiler.
Dertleri üç kat daha fazla.
Sümüğünü çekiyor birisi,
Yanakları kızarmış birinin
Ayazla.

Üç kişiydiler
Iraktan kaçıp gelen.
Mülteciydiler.
Babasız iki çocuk,
Kocasız anne.
Ekmeksiz, aşsız,
Çaresiz.
Memleket dileniyorlardı
Memleket
Savaşsız.

Ahmet Canbaba

Ahmet CANBABA

Bir Başkadır Benim Yurdum

Eser rüzgar,
Püfür püfür.
Eski yöresel evlerin önünde.
Çöküverir yere
Başı yazmalı nineler,
Eli oyalı gelin kızlar, yeni yetmeler.

Pencere kenarlarına dizilmiş çuha çiçekleri
Ve Afrika menekşeleri
Teneke kutularda.
Boyaları dökülmüş yaşlı binaların
Ayıbını kapatır karanlık.
Boncuk mavisinde cumba,
İşlemeli pervazlarıyla.
Yeşil sarmaşıklar sarmış demir parmaklıkları.
Birbirine omuz vermiş burada tarih,
Cumbalı kerpiç evleri ayakta taşır.
Hangi tarihe açılıp süslü kapılar
Kurgu dünyasına götürür insanları.
Kesme taşlarla döşenmiş sokaklardan
Taş merdivenle ulaşılır eski kemerlere.

Bir gün
Bir kahvenin verandasında
Keklik kanında çayını
Doğanın yeşilliğiyle yudumlarken
Düşlerinin kırıntılarında kaybolursun.
Görüntü avlayıp bakışlarınla
Hapsedersin
Belleğinin en ücra köşesinde ne yakalamışsan.

Sibirya sürgünleri yaşamış belki
Antik tiyatronun taş duvar işçileri.
Doğu figürleri içersin yapılardan.
Gelecek hayatı yaşatır geçmiş.
Bu eski şehirde durmuş zaman,
Bu eski odalarda rüyalar saklı.
Daracık sokaklarda dostça
Birbirine yaslanmış
Bu evler bir şeyler fısıldar.

Seramik heykelden askerler bekler
Eski yapıtların arsız karanlıklarını.
Bir sabır küpüdür yaşamak burada
Babil şaraplarının gizli mahzenlerinde
Antik öyküler büyüler herkesi.
Oya gibi işlenmiş taş evlerin
Duvarlarına yazıtlar kazılmış.
Evliyalar mescidine yüz süren
Nice tarikatlar kurulmuş burada.

Bir tarihi kaleden bakarsın
Tarihi bir filmin platosuna bakar gibi.
Tarlalarda ay çiçekleri
Dönmüşler ışığa doğru boyunlarını büküp.
Su çeker bir sarnıçtan
Zayıf ve kuru
Tahta barakalarla çevrilmiş bir avluda
Giritli göçmen kadın.

Çatlamaya durmuş tohumlar
Nasılda kurtulmak için çabalar
Bir kör sancıyla topraktan.
Doğa kıştan,
Baharlar sil baştan
Yeniden doğar gibi,
İnadına sarılır yaşama.
Gölün kenarında esvap yıkayan kadın
Başı yazmalı, ayağında yemeni.
Ya motorlu
Sandaldaki balıkçı,
Tutmuş sımsıkı
Bırakmıyor dümeni.


Ahmet Canbaba

Ahmet CANBABA

Tutsak Ettik Kendimizi Şiiri