Mağlûp Etti Beni
Bir güzel seviyorum diye bahtım,
Ağlamaya mahkûm etti beni.
O güzelin gözlerine baktım,
Görmekten mahrum etti beni.
Ne aşk zevk verdi, ne de hayat sefa
Canımı adadım, çektim hep cefa.
Şu gönül görmedi yârdan bir vefa,
Dosta düşmana mahcup etti beni.
Ne yâri dinlerim ne de ağyârı,
Ver bohçamı hancı, gideyim gayrı
Bilmem hâle sebep yâr mı ağyâr mı?
Yaban ellere mecbur etti beni.
Hey Seyhanî yer, gök, kâinat baksın,
Bırak gözyaşını be bırak aksın.
Yâr keyfine baksın, kınalar yaksın,
Üç beş kuruşa mağlûp etti beni.
Âşık SEYHANÎ Şiirleri
Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.
Düşün Biraz!
Vakit akşam,
Düşün biraz!
Neyi?
Seni, beni, bizi...
Dün neredeydin, kiminleydin?
Zihninde ne vardı, yüreğinde ne?
Ya dilinden dökülenler...
Söyleyemediklerin?
Söylediklerin mi Hak'ça idi,
Söyleyemediklerin mi?
Mazluma üzüldügün kadar, zalime direndin mi?
Dur dedin mi arsızlıga, haksızlığa?
Yolsuzluğa, vurgunculuğa engel oldun mu?
Görmezlikten mi geldin,
hayal ettiklerini görmek arzusuyla?
Görebildin mi bakkalın önünden, bakkal yokmuş farz edip gidenleri?
Üstad'ın dediği gibi 'bir pulu dokuz kul paylaşırken
Dokuz pulu bir kulun götürdüğünü,
Görebildin mi?
Duyabildin mi?
Gecede gündüzde, kuytuda köşede,
Neredeyse Arş'a çıkan hıçkırıkları,
Şuh kahkahaların arasından
Duyabildin mi?
Kalbinin sesini,
Allah, Allah dedi mi hiç?
Düşün biraz!
Belki sabah uyanırsın,
Yeniden doğarsın,
Günü karanlığa kör, sağır, dilsiz mi boğarsın?
Düşün biraz...
Âşık SEYHANÎ
Âşık SEYHANÎ
İnsafsız
Haber geldi yârenden, yâr elinden
Bir daha buralara gelmez, gelemezmiş.
Bir parça göndermiş güllü mendilden,
Artık gözyaşı silmez, silemezmiş
Ele güne çıkmaz, çıkamazmış.
Demiş ki :“Görsün Mecnun’u, Kerem’i
Tatsın hele bir kanseri, veremi,
Ferhat bile bulamamışken Şirin’i..”
Tabipler toplanıp gelse yanıma,
Yardan gayrı ilaç bulamaz yarama.
Mecnun çölde çaresiz, Ferhat dağda,
Leyla kumda gizli, Şirin hülyada.
Onun gibi insafsız yok dünyada
Elimde gül beklerim gündüz gece,
Yâri anlamak zor, sanki bilmece.
Seyhani söyler sözü, vurur saza,
Yâr hâlâ kendini neden çeker naza,
Pişman olmak için lâzım mı kaza,
İsmini okur kalbim hece hece,
Elimde gül beklerim gündüz gece
Âşık SEYHANÎ
Kelebekler
Uçun, gün sizin, uçun!
Ta oraya, uzaklara..
Bak!.. Kucak açmış bekler,
Mor çiçekler…
Ha!.. Durun biraz, bekleyin,
Konuverin şuracığa.
Sahi niye gelmiştiniz siz?
Hemen de gidiyorsunuz.
Öpecektiniz ya hani,
Tek tek, renk renk çiçekleri.
Koklamayacak mıydınız,
Kekikleri, sümbülleri?
Yoksa, şu arılar var ya,
Özleri emen arılar...
Onları mı kıskandınız?
Biliyorum, darıldınız;
Sevmeyi bilmeyene,
Seveni hor görene,
Sever gibi görünene
Aldandınız..
Sahi niye gelmiştiniz siz?
Hemen de gidiyorsunuz.
Oysa güzelim çiçekler,
Birilerini bekler.
Uçun kelebekler, uçun!
Çiçekler sizleri bekler.
Âşık SEYHANÎ