Pınar
Pınar, içimde bir pınardır durmadan kaynar,
Pınar, çocukça yatağında taşlarla oynar.
Pınar, alçak gönüllüdür göklere yükselir,
Pınar, bize meyillidir durmaz yine gelir.
Pınar, yalnız koca çınarla konuşur kışlar,
Pınar, kabarır gürül gürül akmaya başlar.
Pınar, bir başına terk eder yüce doruğu,
Pınar, koşarak nehirlerde alır soluğu.
Pınar, bağrı yanıkların tek serinliğidir,
Pınar, ufka bakanların son derinliğidir.
Pınar, kıvrılır taşlar, çiçekler arasından,
Pınar, hayat bulur dünyada aşk yarasından.
Pınar, gizlenen sevgilinin göz yaşlarıdır,
Pınar, şelaleden dökülen tel saçlarıdır.
Pınar, yanıp tutuşan yürekleri söndürür,
Pınar, kin ve nefreti hep sevgiye döndürür.
Pınar, bu dünya var oldukça kaynayacak,
Pınar, kaynağını gönül dağından alacak.
Ahmet Alptekin
Bakü Türk İlköğretim Okulu/ Azerbaycan
Ahmet ALPTEKİN Şiirleri
Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.
Nazlı Gelin
Bir nazlı gelin gibisin göklerde,
Süzdürür durursun gözlerini.
Kutsal bir ışık olursun yüzlerde,
Gözlerim dolar seyrederken seni.
Milli marşımı dinlerken törende,
Gönlümdeki bam teline dokunur.
Nazlı nazlı salınırsın gönderde,
Mutluluğun gözlerinden okunur.
Yıldızın hilale ne güzel uymuş,
Al rengini şehitlerden tanırım.
Seni sevdiğimi dünyalar duymuş,
Okşadığın rüzgârı kıskanırım.
Şehidim bir başkadır kucağında,
Bağrı yanık ana gibi sararsın
Bakışların yurdun dört bucağında,
Mavi göklerde, her yerde sen varsın.
Savaşlarda, barışta da öndesin,
Duruşun gurur verir milletine.
Rüzgârlar estikçe duyulur sesin,
Türküler söylersin kendi kendine.
Alma n’olur gözlerimden ferini,
Derdin varsa soyle nedir bileyim.
Sen tayin et göklerdeki yerini,
Emret seni oraya ben çekeyim.
Türkmen gelinim,canım, al bayrağım,
Sar, sar beni kollarında öleyim.
Sıcak kucağın olsun son yatağım,
Cennette dirilip sana geleyim.
Ahmet ALPTEKİN
Sitem
Ufkumu sardı kapkara bulutlar
Söndü gitti o güzelim umutlar
Kötüler toplanmış halay başına
Ben kan ağlarım, onlar bayram kutlar.
Sormayın gardaşlar yaram derinden
Yoruldum, sıkıldım, bıktım ilinden
Kargalar anlamaz bülbül dilinden
Mor güller kahrolur, kozalar patlar.
Sabır taşım çatladı beklemekten
Gurbet ellerinde hasret çekmekten
Bizlere pay düşer mi hiç gülmekten
Acılarım artar, dertlerim katlar.
Bunca yıldır verdiğimiz emekler
Kimler, kimden, nerde ,bilmem ne bekler
Bir söz ile kırılırmış yürekler
Gönüller burkulur, sineler çatlar.
Ahmet ALPTEKİN
Sevda
Altın sarısı o kumral saçların,
Buğdaysı tenine ne güzel uymuş.
İçimi yaktı yeşil bakışların,
Sevda dedikleri galiba buymuş.
İncecik belinle fidansı boyun,
Ceylanı andırır ürkektir huyun.
Kafkaslı mı yoksa kız senin soyun,
Belli, asaletin yüzüne vurmuş.
Yıllardır aradığım “Seni” buldum,
Bakışlarını bir an hayra yordum.
Usulca yaşınız kaç diye sordum,
Çok yazık benden bir hayli ufakmış.
Yanındakine, kim bu ,diye sordun,
İçime düşen bir ateştin, kordun.
Beni derinden , ta kalbimden vurdun,
Sen de farkettin gözlerim dolmuş.
Hissettim gözlerini çektiğini,
Bana nasıl bir rol biçtiğini.
Anladın aklımdan ne geçtiğini,
Üstelik senin bir sevdiğin varmış.
Niçin burktun bu yaralı yüreği,
Mutluluklar sana iyilik meleği.
Zamansız açan kardelen çiçeği,
O gülen yüzünü gamzeler sarmış.
Elime bir tutam karanfil verdin,
Soyuldu yaram, tazelendi derdim.
Ya ben bu dünyaya çok erken geldim,
Ya da , biri gelmede çok geç kalmış.
Ahmet ALPTEKİN