Yarim
Kanayan parmak değil ki sarayım
İçteki yarayı saramam yârim
Sensiz harabat olmuş bu sarayım
Demsiz, ayık kafa duramam yârim
Soluduğum hardal gazına emsal
Yanıyor ciğerim gözlerim bir hal
Mutluluk dilde eğreti bir masal
Söylence beni avutamaz yârim
Çıktığımız yüce dağlar aynı dağ
Gezdiğimiz gani bağlar aynı bağ
Gülüştüğümüz dostların hepsi sağ
Sensiz bir mefhumu kalmadı yârim
Pırıltısı söndü gözlerim âmâ
Kuzguni darıdünya, umman, sema
Bir intizar bir siluet var ama
O da biterse ölürüm yârim
Boşlukta rotasız meçhule giden
Girmiş burgaca harrangürra dönen
İrtifa kaybetmiş yokluğa düşen
Kırıma uğramış gibiyim yârim
Dilim var döşümdekini dökecek
Hemdertlerim var derdimi bölecek
Hem benim için gözyaşı dökecek
Beyhude, aklından çıkmışsam yârim
Gözümün önünden süzülüp gezme
Kaşlarını çatıp, dudağın büzme
Gücenmiş gönlümü daha da ezme
Ben sırtımdan vurulmuşum yârim
Sinan ENÇ
Sinan ENÇ Şiirleri
Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.
Fasılasız Enayilik
Böyle çalımına
Boyun büküşüm
Sanmaki cürmümdendir
Ağılı diline
Vabeste oluşum
Sanmaki efsunlu oluşumdandır
Kabahat enayiliğimdendir!
Gönül bu aka da konar ota da
İki ucu malum değnek ortada
Aşağı tükürsem sakal
Yukarı tükürsem bıyıksa
Aşkın gözü de körse
Mecnun da enayi Kerem de
Dağda cennet çöl de
Serapta güzel gerçekte!
Şeytani özüne
Mask güneç yüzün
Muhannet nazarına
Setirmiş sözün
Vurulmuş gönlüm
Tutulmuş dilim
Enayilik bende
Bende be gülüm!
Bağlanmış basiretim
Fehmetmiyor esaretin
Sen gez, gül, eğlen
Ben çekeyim hasretin
Ah bendeki bu safdillik
Fasılasız enayilik!
Sinan Enç
Sinan ENÇ
Hempa
Her bayramın öngünü
İçime dolar hüzün
Ben aynı yerdeyim
Tenimde nefesin
Kulaklarımda sesin
Yok şimdi
Ceberut hempa
Nerdesin
Her bayramın öngünü
Gurbet olur sılam bana
Sen yoksun ya
Zindan gelir yuvam bana
Anlasana
Her bayramın öngünü
Geliyorsun düşüme
Teklifsiz
Düstursuz
Sisler İçinde
Daltaban
Ağlıyor yüzün
Gülümsüyor gözün
Bir kelime şekerden
Bir kelime zehirden
Bulanık sözün
Hayra mı yorayım
Şerre mi
Afallıyorum
Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın
Demiş ya
Halt etmiş Herakleitos
Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz
Buyurmuş da Muhammed Mustafa
Heyhat
Her bıçağa boyun uzatan
Akılsıza
Ne fayda
Aldırma yürü
Sen olmayınca
İşte böyle sayıklıyorum
Bayramın kutlu olsun
Sen eğlen dur
Nasılsa ben
Hep ayakta uyuyorum
Sıkıyorsa gıcır gıcır mokasenlerin
Canını yakarlar
Maazallah
Kalavrahanesi de niali de
Yamacısı da
Elhamdülillah
Hem bol hem mahir olur
Oraların zanaatkarları
İlk fırsatta
Hafiften dövdür fort kısmını
Açılır
Gevşer de
Rahatlarsın
Evelallah
Burnunu okşatma burnunu
O halince kalsın
Ki papuçta pupayı örter paça
Alnaçta bakanlar mücerret sansın
Ne demiş atalarımız
Yere sağlam basacaksın
Karda yürüyüp izini belli etmeyeceksin
Eyvallah
Bir de karıncayı
Yoksa piremiydi
Neyse ne
Uymazdı zaten buraya
Uysa da uymasa da
Aradan geçirdik ya neyse
Ama demezdi bunu
Gılgameş
İştar'a
Beni de demedi say
Ki pirin yanında dilsiz gerek
Kapadım ağzımı
Kaygılanma
Karanlık gecelerin
Beş köşeli yıldızı
Mabedin hep ışık saçsın
Karanlık çekilsin aradan...
Sinan Enç
Sinan ENÇ
Gidenin Ardından
Gül teninin kokusunu solumak
Hayal oldu tabibim ne diyeyim
Sinenin üstüne başımı koymak
Mazi oldu baş tacım ne diyeyim
Buz tutmuş sana geldiğim tüm yollar
Taş kesmiş sana sarıldığım kollar
Öptüğün o gözler şimdi kan ağlar
Çavlan oldu gözlerim ne diyeyim
Bir netameli zemheri ayında
Bu ne kutlu hicret Çalap yolunda
Yattığım sadır şimdi hâk bağrında
Firak oldu kısmetim ne diyeyim
Yıllar yılı dolaşsam diyar diyar
Bilmem bulunur mu senden ehven yâr
Bundan gayrı dağdağa neye yarar
Gidenler dönmez oldu ne diyeyim
Önce iç çekti derinden derinden
Sonra billur boşaldı gözlerinden
Hiç düşmedi Lafzatullah dilinden
Emrihak vaki oldu ne diyeyim
Aramaz can cananı yitirmeden
Anın değerin bilmez bitirmeden
Mum ışıklar saçamaz erimeden
Nedamet rızkım oldu ne diyeyim
Tipide boranda barınak sendin
Temmuzun güneşinde çardak sendin
Darda zorda muhkem sığınak sendin
Zelzele oldu yıktı ne diyeyim
Lokmayı bine bölen kanaatkâr
Yamadan urba biçen zanaatkâr
Bedbahtlara el uzatan halaskâr
Yel oldu tufan vurdu ne diyeyim
Gözlerinde kay topraklarda kokun
Nice saikalarda yoktu korkun
Zalime, namerde gerilmiş oktun
Al oldu kiriş koptu ne diyeyim
Gönenç olmaz bundan kelli gönlüme
Lüzumu yok sensiz kalan ömrüme
Baş verdi tinimde acul çürüme
Çor oldu em tükendi ne diyeyim
Bazı söylerdin duymazdan gelirdim
Bazı ağlardın görmezden gelirdim
Bazı sorardın bilmezden gelirdim
Yılık oldu vicdanım ne diyeyim
Akşamların mehtabı yok şavkı yok
Gündüzlerin güneşi yok aşkı yok
Ardılının ayağı yok başı yok
Viran oldu mabeyin ne diyeyim
Kabusa mı tevil oldu düşlerin
Sarpa mı sardı hayırlı işlerin
Döküldü mü sedef gibi dişlerin
Hiç oldu ümitlerin ne diyeyim
Budak verdiğin her yön kapı duvar
Gölgende mayışmış lapacı davar
Sömürüldün çöktün asırlık çınar
Yalım oldu dağlandın ne diyeyim
İştiyakı anlatmaya söz yetmez
Işığını seyretmeye göz yetmez
Esrarın idrak etmeye töz yetmez
Revan oldu uçmağa ne diyeyim
Sinan Enç
Sinan ENÇ