Eğitim Sitesi

Yarim Şiiri

Yarim

Kanayan parmak değil ki sarayım

İçteki yarayı saramam yârim

Sensiz harabat olmuş bu sarayım

Demsiz, ayık kafa duramam yârim



Soluduğum hardal gazına emsal

Yanıyor ciğerim gözlerim bir hal

Mutluluk dilde eğreti bir masal

Söylence beni avutamaz yârim



Çıktığımız yüce dağlar aynı dağ

Gezdiğimiz gani bağlar aynı bağ

Gülüştüğümüz dostların hepsi sağ

Sensiz bir mefhumu kalmadı yârim



Pırıltısı söndü gözlerim âmâ

Kuzguni darıdünya, umman, sema

Bir intizar bir siluet var ama

O da biterse ölürüm yârim



Boşlukta rotasız meçhule giden

Girmiş burgaca harrangürra dönen

İrtifa kaybetmiş yokluğa düşen

Kırıma uğramış gibiyim yârim



Dilim var döşümdekini dökecek

Hemdertlerim var derdimi bölecek

Hem benim için gözyaşı dökecek

Beyhude, aklından çıkmışsam yârim



Gözümün önünden süzülüp gezme

Kaşlarını çatıp, dudağın büzme

Gücenmiş gönlümü daha da ezme

Ben sırtımdan vurulmuşum yârim



Sinan ENÇ

Sinan ENÇ Şiirleri

  

Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.

Benzer Sinan ENÇ Şiirleri:

Fasılasız Enayilik

Böyle çalımına

Boyun büküşüm

Sanmaki cürmümdendir

Ağılı diline

Vabeste oluşum

Sanmaki efsunlu oluşumdandır

Kabahat enayiliğimdendir!

Gönül bu aka da konar ota da

İki ucu malum değnek ortada

Aşağı tükürsem sakal

Yukarı tükürsem bıyıksa

Aşkın gözü de körse

Mecnun da enayi Kerem de

Dağda cennet çöl de

Serapta güzel gerçekte!

Şeytani özüne

Mask güneç yüzün

Muhannet nazarına

Setirmiş sözün

Vurulmuş gönlüm

Tutulmuş dilim

Enayilik bende

Bende be gülüm!

Bağlanmış basiretim

Fehmetmiyor esaretin

Sen gez, gül, eğlen

Ben çekeyim hasretin

Ah bendeki bu safdillik

Fasılasız enayilik!



Sinan Enç

Sinan ENÇ

Hempa

Her bayramın öngünü
İçime dolar hüzün
Ben aynı yerdeyim
Tenimde nefesin
Kulaklarımda sesin
Yok şimdi
Ceberut hempa
Nerdesin
Her bayramın öngünü
Gurbet olur sılam bana
Sen yoksun ya
Zindan gelir yuvam bana
Anlasana
Her bayramın öngünü
Geliyorsun düşüme
Teklifsiz
Düstursuz
Sisler İçinde
Daltaban
Ağlıyor yüzün
Gülümsüyor gözün
Bir kelime şekerden
Bir kelime zehirden
Bulanık sözün
Hayra mı yorayım
Şerre mi
Afallıyorum
Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın
Demiş ya
Halt etmiş Herakleitos
Mümin aynı delikten iki defa sokulmaz
Buyurmuş da Muhammed Mustafa
Heyhat
Her bıçağa boyun uzatan
Akılsıza
Ne fayda
Aldırma yürü
Sen olmayınca
İşte böyle sayıklıyorum
Bayramın kutlu olsun
Sen eğlen dur
Nasılsa ben
Hep ayakta uyuyorum
Sıkıyorsa gıcır gıcır mokasenlerin
Canını yakarlar
Maazallah
Kalavrahanesi de niali de
Yamacısı da
Elhamdülillah
Hem bol hem mahir olur
Oraların zanaatkarları
İlk fırsatta
Hafiften dövdür fort kısmını
Açılır
Gevşer de
Rahatlarsın
Evelallah
Burnunu okşatma burnunu
O halince kalsın
Ki papuçta pupayı örter paça
Alnaçta bakanlar mücerret sansın
Ne demiş atalarımız
Yere sağlam basacaksın
Karda yürüyüp izini belli etmeyeceksin
Eyvallah
Bir de karıncayı
Yoksa piremiydi
Neyse ne
Uymazdı zaten buraya
Uysa da uymasa da
Aradan geçirdik ya neyse
Ama demezdi bunu
Gılgameş
İştar'a
Beni de demedi say
Ki pirin yanında dilsiz gerek
Kapadım ağzımı
Kaygılanma
Karanlık gecelerin
Beş köşeli yıldızı
Mabedin hep ışık saçsın
Karanlık çekilsin aradan...

Sinan Enç

Sinan ENÇ

Gidenin Ardından

Gül teninin kokusunu solumak
Hayal oldu tabibim ne diyeyim
Sinenin üstüne başımı koymak
Mazi oldu baş tacım ne diyeyim

Buz tutmuş sana geldiğim tüm yollar
Taş kesmiş sana sarıldığım kollar
Öptüğün o gözler şimdi kan ağlar
Çavlan oldu gözlerim ne diyeyim

Bir netameli zemheri ayında
Bu ne kutlu hicret Çalap yolunda
Yattığım sadır şimdi hâk bağrında
Firak oldu kısmetim ne diyeyim

Yıllar yılı dolaşsam diyar diyar
Bilmem bulunur mu senden ehven yâr
Bundan gayrı dağdağa neye yarar
Gidenler dönmez oldu ne diyeyim

Önce iç çekti derinden derinden
Sonra billur boşaldı gözlerinden
Hiç düşmedi Lafzatullah dilinden
Emrihak vaki oldu ne diyeyim

Aramaz can cananı yitirmeden
Anın değerin bilmez bitirmeden
Mum ışıklar saçamaz erimeden
Nedamet rızkım oldu ne diyeyim

Tipide boranda barınak sendin
Temmuzun güneşinde çardak sendin
Darda zorda muhkem sığınak sendin
Zelzele oldu yıktı ne diyeyim

Lokmayı bine bölen kanaatkâr
Yamadan urba biçen zanaatkâr
Bedbahtlara el uzatan halaskâr
Yel oldu tufan vurdu ne diyeyim

Gözlerinde kay topraklarda kokun
Nice saikalarda yoktu korkun
Zalime, namerde gerilmiş oktun
Al oldu kiriş koptu ne diyeyim

Gönenç olmaz bundan kelli gönlüme
Lüzumu yok sensiz kalan ömrüme
Baş verdi tinimde acul çürüme
Çor oldu em tükendi ne diyeyim

Bazı söylerdin duymazdan gelirdim
Bazı ağlardın görmezden gelirdim
Bazı sorardın bilmezden gelirdim
Yılık oldu vicdanım ne diyeyim

Akşamların mehtabı yok şavkı yok
Gündüzlerin güneşi yok aşkı yok
Ardılının ayağı yok başı yok
Viran oldu mabeyin ne diyeyim

Kabusa mı tevil oldu düşlerin
Sarpa mı sardı hayırlı işlerin
Döküldü mü sedef gibi dişlerin
Hiç oldu ümitlerin ne diyeyim

Budak verdiğin her yön kapı duvar
Gölgende mayışmış lapacı davar
Sömürüldün çöktün asırlık çınar
Yalım oldu dağlandın ne diyeyim

İştiyakı anlatmaya söz yetmez
Işığını seyretmeye göz yetmez
Esrarın idrak etmeye töz yetmez
Revan oldu uçmağa ne diyeyim

Sinan Enç

Sinan ENÇ

Yarim Şiiri