Eğitim Sitesi

Mektup Şiiri

Mektup

Bir mektup yazacağım sevdiğime

Bilmiyorum nasıl başlamalı

Umut bekleyen birine

Bu cehennemden ne yazmalı

Biliyorum sevinecek

Bir şirin söz okusa mektubumda

Biliyorum üzülecek

Bir acı söz okusa mektubumda

Lakin bilmediğim yalandır

Ya susarım konuşmam

Ya doğruyu söylerim

Gerisine karışmam

Doğruyu kullar sevmez

Yalanı Hakk beğenmez

Doğru yazsam ağlayacak

Yalan yazsam aldanacak

Nasıl yazayım çaresizliğimi

Nasıl yazayım nasıl

Yaşamaktan bıktığımı

Peki nasıl yazayım yalanı

Bir tek mektup yüzünden

Nasıl çiğniyeyim benliğimi

Ne yalanı yazarım sevinsin

Ne doğruyu yazarım üzülsün

Yırtarım mektup seni

Öldüğümü düşünsün....



sinan enç

Sinan ENÇ Şiirleri

  

Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.

Benzer Sinan ENÇ Şiirleri:

Gönül Gözü

Cefanı başıma yastık

Kalleşliğini tenime yorgan yaptım

Umudu ekmeğime katık

Hasreti dilime car yaptım

Gönlümün presbit gözüne

Seni nurul envar yaptım

Tinimin derinliğinde seni

Hümayun yaptım...

Seni eceler ecesi

Başımı taht yaptım

Bağrımı gülistan

Seni gül yaptım...

Aşk çırasını çaktım

Can gözümle baktım

Aldandım cilvene nazına

Kendi kendimi yaktım...

Unutma ey münzevi yar

Bir sana

Bir de Allah’a taptım

Şimdi sildim seni

Attım kalbimden

Yek olan Mabut’a vardım...

Şenim sabiler gibi

Doğmuş gibiyim yeniden

Sıyrıldım tefrikadan

Vahdaniyet sırrına erdim

Firarisiyim yad el dünyanın

Bindim necat gemisine

Baki olan daüssılama vardım...



Sinan Enç


Sinan ENÇ

Sen Yoksun

Nidan dört bir yandan yankılanıyor
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun
Sıcak nefesin ensemi okşuyor
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Gölgeni hep önümde görüyorum
Beraber yürüyoruz biliyorum
Yüzünü görmek için duruyorum
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Gece başucumda beliren sendin
Yorganı üzerime örten sendin
Soba yansın diye üfleyen sendin
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Sessizce, ninnilerini dinledim
Her sözünü yüreğime işledim
Gözyaşımı gözlerinde gizledim
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Sanma ki içip akşamdan kalmışım
Sadece biraz geçmişe dalmışım
Saçlarımdan öpünce uyanmışım
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Bu ayak sesleri senin bilirim
Bu yayılan burcu senin eminim
Geldin diye öylesine sevindim
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Sensiz bir dünyayı havsalam almaz
Sensiz bir yaşamın anlamı kalmaz
Sırtımı sıvazlamazsan can onmaz
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Rehberim olmazsan yolda kalırım
Müdafim olmazsan darda kalırım
Mihmandar olmazsan peyda kalırım
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

İçimi ısıtan masum gülüşün
Yanında ışığı soluk güneşin
Cihanda ahrette bulunmaz eşin
Dönüp bakıyorum ama sen yoksun

Sinan ENÇ

Sinan ENÇ

Gidenin Ardından

Gül teninin kokusunu solumak
Hayal oldu tabibim ne diyeyim
Sinenin üstüne başımı koymak
Mazi oldu baş tacım ne diyeyim

Buz tutmuş sana geldiğim tüm yollar
Taş kesmiş sana sarıldığım kollar
Öptüğün o gözler şimdi kan ağlar
Çavlan oldu gözlerim ne diyeyim

Bir netameli zemheri ayında
Bu ne kutlu hicret Çalap yolunda
Yattığım sadır şimdi hâk bağrında
Firak oldu kısmetim ne diyeyim

Yıllar yılı dolaşsam diyar diyar
Bilmem bulunur mu senden ehven yâr
Bundan gayrı dağdağa neye yarar
Gidenler dönmez oldu ne diyeyim

Önce iç çekti derinden derinden
Sonra billur boşaldı gözlerinden
Hiç düşmedi Lafzatullah dilinden
Emrihak vaki oldu ne diyeyim

Aramaz can cananı yitirmeden
Anın değerin bilmez bitirmeden
Mum ışıklar saçamaz erimeden
Nedamet rızkım oldu ne diyeyim

Tipide boranda barınak sendin
Temmuzun güneşinde çardak sendin
Darda zorda muhkem sığınak sendin
Zelzele oldu yıktı ne diyeyim

Lokmayı bine bölen kanaatkâr
Yamadan urba biçen zanaatkâr
Bedbahtlara el uzatan halaskâr
Yel oldu tufan vurdu ne diyeyim

Gözlerinde kay topraklarda kokun
Nice saikalarda yoktu korkun
Zalime, namerde gerilmiş oktun
Al oldu kiriş koptu ne diyeyim

Gönenç olmaz bundan kelli gönlüme
Lüzumu yok sensiz kalan ömrüme
Baş verdi tinimde acul çürüme
Çor oldu em tükendi ne diyeyim

Bazı söylerdin duymazdan gelirdim
Bazı ağlardın görmezden gelirdim
Bazı sorardın bilmezden gelirdim
Yılık oldu vicdanım ne diyeyim

Akşamların mehtabı yok şavkı yok
Gündüzlerin güneşi yok aşkı yok
Ardılının ayağı yok başı yok
Viran oldu mabeyin ne diyeyim

Kabusa mı tevil oldu düşlerin
Sarpa mı sardı hayırlı işlerin
Döküldü mü sedef gibi dişlerin
Hiç oldu ümitlerin ne diyeyim

Budak verdiğin her yön kapı duvar
Gölgende mayışmış lapacı davar
Sömürüldün çöktün asırlık çınar
Yalım oldu dağlandın ne diyeyim

İştiyakı anlatmaya söz yetmez
Işığını seyretmeye göz yetmez
Esrarın idrak etmeye töz yetmez
Revan oldu uçmağa ne diyeyim

Sinan Enç

Sinan ENÇ

Mektup Şiiri