ERDAL SAYIN AŞIK SEYHANİ SENDE BİR ŞİİR İSTİYORUM AMA KIŞLA İLGİLİ OLSUN.BAŞARILAR
Veda
Ey müslüman Türk Genci, kulak ver dinle beni!
Vatanıma vefa borcum var sizlere veda.
Ecdadımın emeli böyle görmekti beni,
Ceddime sadakat borcum var, sizlere veda.
Malazgirt kapısından evvela tekbir girdi,
Herkesin gönlündeki bir, ufkundaki BİRdi.
Dillerdeki müthiş sedâ Allahüekber'di,
Malazgirt'e tekbir borcum var, sizlere veda
O zaman elde kılıç, dilde Kur'an vardı,
Sînede Allah sevgisi, sîmadaki ardı,
Sözlerde belagat, gözlerde feraset vardı,
Aslıma asalet borcum var, sizlere veda.
Neden tırmanıyordu surlara Ulubatlı'm
Kızgın yağ dökülür, çıkar hâlâ Ulubatlı'm
Ayyıldızlım surda, yardım etti Ulu Adlı'm
Bayrağa hürmet borcum var sizlere veda.
Neden sabaha kadar yalvardı Akşemseddin?
Neden genç yaşta bayrağı aldı Fatih ceddin?
Ecdadın vatan aldı, can verdi, sen ne verdin?
Fatih'e fatiha borcum var sizlere veda.
Gez, gör kuzeyde, güneyde, doğuda, batıda,
Kanlarla sulanmış her noktada, her satıhta,
Enbiya, evliya, sahabe bekler ayakta,
Mezkûra refakat borcum var sizlere veda.
Âşık SEYHANÎ Şiirleri
Yazılan son 2 yorum gösteriliyor.
İçerikle ilgili 2 yorum yazılmış.
Benzer Âşık SEYHANÎ Şiirleri:
Kimse çalmasın kapımı, evde yokum.
Bayrama mı geldiniz,
Kutlamaya,
Sevinci paylaşmaya…?
Hangi bayram,hangi sevinç?
Bayram yıldızlardan da ötede.
Kimse gelmesin açmam, açamam kapıyı…
Açamam kapıyı, dıştan kilitli,
Anahtarını dağa atmışlar,
Dağ yanmış kül olmuş...
Çilingir de getirmeyin açamaz kapımı,
Felek mühürlemiş, efsunlamış.
Güneşin önüne de perde çekmiş,
Karanlığa mahkûm etmiş beni.
Anladınız işte açmam,açamam kapıyı.
Duvarlar üstüme üstüme geliyor,
Ne kadar da küçükmüş dünya..
İşte hepsi dört duvar
Ha çivili tahta, ha demirli beton,
Ne fark eder?
Çiviyi çakan da sağlam çakmış canım!
Ne yel götürür, ne sel alır.
Canlı çıkamaz dışarı, ceset içerde kalır.
Gelmeyin, yoklamayın kapıyı açmam,açamam.
Bak, karanlık nasıl çöktü pencereme,
Geçen bütün günlerden daha karanlık içerisi.
Birazdan baykuşlar öter,
Karabasanlar çöker, kâbuslar başlar,
Ve ardından kafama kafama atılan taşlar…
Çığlık çığlığa sesler, bağrışmalar, haykırışlar:
Atın, gözüne gözüne!
Görmesin güzelliği.
Atın, yüzüne yüzüne!
Kalmasın güzelliği,
Atın, dizine dizine!
Çıkamasın çamurdan…
Atın, atın!..
Atın, yakanızdan düşsün!
Gömülsün bataklığa, çıkamasın oradan.
Anladınız işte, vurmayın kapıma
Açmam,açamam kapıyı.
Sonra uyanırım.
Dünyaya sabah olmuş.
Yine neşeli, yine mutlu insanlar.
Mutlu yatmışlar, mutlu kalkmışlar.
Büyükleri ziyarete gidiyorlar…
Bu sefer duymadım ayak seslerini
Kapımın önünde.
Sessizce geçip gidiyorlar,
Burunları kapalı…
Ne kokuyor, kokan ne?
İşte şuradan geliyor, içerden,
Adamın köpeği mi öldü acaba?
Haber verin polise, kırsın kapıyı.
Ben demiştim zaten
Bu evde insan yok diye.
Anladınız işte,
Zorlamayın açmam,açamam kapıyı.
Sesler daha net geliyor şimdi.
Ama insanlar neden kızgın bu kadar:
Neşemizi bozdun uğursuz!
Gönlümüzü soğuttun,
Apartmanı kokuttun,
Çocukları korkuttun!
Bayramda da ölünür mü!?
Artık kimse gelmez kapıma,
Çalmaz zilimi.
Kimseye sormayın, sorulmasın adım.
Bayram, bayram!.bağırın siz,
Benim tükendi nefesim.
İyice örtün üstümü, duyulmasın sesim.
Tamam, rahat olun, gidin artık!
Korkmayın açmam, açamam örtümü.
Bağladım ben Mevla’ya gönlümü.
Âşık SEYHANÎ
Bir adam vardı,
Bir de ayna...
Adam aynaya baktı
Bir de kendine baktı
Kafasına aynayı taktı
Aynayı duvara astı
Aynada kendine baktı
Kaş, göz, endam kusursuz!
Ama adam huzursuz...
Elini kaldırdı
Yedi düvel yansıdı aynaya
Konya, Kenya, Japonya, Rusya
Hatta Amerika...
Hepsi dizilmişti işte huzura
Adam çattı kaşlarını kalktı
Ayağa kapandı huzurdakiler
Bir küfür savurdu yeni lisanla
Çıktı odadan...
Sonra dosdoğru bir adam geldi
Baktı aynaya
Gitti, üstünden simli kaplamayı söktü,
Ha işte, şimdi ayna oldun dedi, gitti.
Sonra büyük adam geri geldi
Huzurdakileri yoklamaya.
Bir aynaya baktı bir de kendine
Boyunun ölçüsünü gördü...
Kahrından öldü.
ÂŞIK SEYHANÎ
Âşık SEYHANÎ
Söyle bana hilâlim, neden gülmezsin bana?
Neden aydınlatmazlar önümü, o yıldızlar?
Hiç mi kıymetim yok yanınızda, söyle bana,
Neden gülerler önümden geçerken o kızlar?
Seni şahit tuttum hep, sokaklarda gezerken,
Bir de başıboş köpeklerle o baykuşları.
Kaybolduğunda birden, ben çamura düşerken
Duymadın mı ha, o isyan dolu haykırışları?
Ne yüzüme bakan var ne de elimden tutan,
Zaten kimsecikler yok çamurlu sokaklarda
Bense bir âşık; yüreği yanan, göze batan,
Ağlarım sessizce, o gülerken konaklarda.
Geldi nihayet yanıma dostlar, sarmaş dolaş
Önce iğrenen bir bakış, ardından küfürler...
Kahkahalar atarak gittiler yavaş yavaş,
Baksana hilâlim onlar ne kadar da hürler!
Seyhani'nin dostu çok; köpekler, baykuşlar..
Kadere dua okur, yalnızlıkla karanlık,
Gönül sayfamı yırtan insan beyinli kuşlar,
Uçsalar da sonsuza ufukları karanlık.
Âşık SEYHANÎ