Bu Gün
Bu gün unutmak istedim seni sana inat
İnandırmak için kendimi
Sensiz de mutlu olabileceğime
Sinemaya gittim sahili dolaştım
Dalgaların kuşların sesini dinledim
Martıları yakamozları
Gün doğum ve batımını izledim
Gökyüzündeki renkleri saydım
Tablolar yaptım rengarenk renk
Seninle ya da sensiz ne fark ederdi ki
Nasıl olsa ben değil miyim?
Denize âşık gök yüzüne tutkun olan
Ben değil miydim mutluluktan boğulan
Ne fark ederdi ki Seninle ya da sensiz
Ama biliyor musun sensiz ben değilmişim
Ben seninle benmişim
Şimdi deniz boş gökyüzü boş
Meğer ben sensiz bomboşmuşum
Ben seninle sarhoşmuşum bir tanem
Elif KAYA Şiirleri
Henüz Yorum Yazılmamış.
İlk Yorumu Siz Yazabilirsiniz.
Mazide Kaldı
Akşamlar vardı eskiden
O akşamlarda insanlar çocuklar vardı
Masallar misaller anlatılır bilmeceler sorulurdu
Bazen bir taklit bazen harbiden bir şaka yapılırdı
Her şeyin tadı vardı o zamanlar
Ocakta kocaman bir kütük bir de sıcacık yürekler vardı
Bir çıra bir fener bir de gülen yüz aydınlatırdı
Büyükler vardı söz anlatır söz dinletir
Küçükler vardı söz söyletir söz işitir
O zaman dost yürekler vardı
Evler vardı kerpiçten kapı pencere tahta
Kırk kilitli çelikten değildi duvarlar
Kuzular da kurttan değildi o zaman
Çocukların bezden topları servi dalından atları
Tahta arabaları papatyadan taçları vardı o zaman
Çelik çomak oynarlar ip atlarlardı
Toz toprak içinde bahar kokan dağlarında
Çocukların çocuk gibi hayatları vardı o zaman
İnsanlar kalabalıklar içinde yalnız değillerdi
Arsızlıktan korkar hırsızlıktan utanırlardı
Hırlı ile hırsız ayrılırdı o zaman
Bir kahve vardı
O kahvenin de kırk yıl hatırı vardı o zaman
O zaman hayat vardı yaşamak vardı
Şimdi hepsi mazide kaldı
Mazide geçmişte kaldı bu zaman
Elif KAYA
Töre
Küçücük bir kız vardı mavi iri gözlü
Evin gözbebeği
Yıllar geçti kocaman gelinlik kız oldu tam onbeşinde
Büyükler karar verdi anlaşıldı altmışında dedeyle
Hayır olmaz dedi kim dinlerdi ki onu
O da kaçıverdi öylesine yirmisinde delikanlıya
Büyükler söz verdi namus temizlenecekti
Yoksa ne derlerdi konu komşuya
Nasıl bakarlardı elalemin yüzüne
Bir candan daha değerli değillerdi ama
Namus vardı ya ortada
Aradılar buldular haber saldılar töreden
İnanmadı biliyordu da inanamadı
Nasıl kıyarlardı ki gözbebeklerine
Kardeşi geldi yanına elinde kocaman bir hediye
Aslında şaşırmadı da inanamadı
Hadi gezelim biraz bahçede kiraz toplayalım dedi
Hayır demedi olacakları bile bile
Kardeşi oracıkta verdi hediyeyi
Yirmibir bıçak darbesi tam can evine
Yalvardı bebeğime vurma kıyma ona
Korumaya çalıştı olabildiğince
İki ay sonra bir kızı olacaktı
Kim dinlerdi ki onu töre namus varken
Bir köy yasta kuşlar ağaçlar yasta
Kirazlar kan ağladı bu acımasızlığa
Haber saldılar babaya namus temizlendi töre kazandı
Yürekten midir bilinmez ama
Kime ne ki can benim töre benim namus benim
Lanetler olsun böyle töreye böyle namusa
Elif KAYA
Pişmanlık
Yanmalı mı geçen zamana
Pişman olunmalı mı bilmem
Arada bir de olsa dönüp
Derin bir iç çekerek bakmalı mı
Yoksa hiç yaşanmamış mı saymalı
Ne kadar çok şey var hatırı sayılacak
Sıcacık yürekler düşler hayaller umutlar
Bakarken içi gülen gözler
Durması için dua edilen zamanlar
Bir tas sıcak çorba bir fincan kahve
Biz ne kahveyi sevebildik ne de zamanı
Ne kahvenin hatırını saydık ne zamanın değerini bildik
Ne sevgiyi sevdik ne mutluluğu özledik
Hepsini öyle umarsız savurduk ki bozduk dağıttık
Kalanları yüreğimizin en kuytu köşelerine hapsettik
Yok ettik tükettik yok olduk tükendik
Hüzün olduk hazan olduk viran olduk
Sonbaharda dalından kopmuş sararmış
Sele karışmış bir çift yaprak olduk
Elif Kaya
Elif KAYA