Sembol.
Sembolizm de denir. Sanat yapımında biçim ve renk gibi somut değerlerin arkasında yatan anlamı öne çıkaran eğilim ve akım. Eğilim olarak Rönesans döneminden beri, özellikle alegorik temalı resimlerle bazı ölü doğalarda var olmakla birlikte bir akım olması 19.Yüzyıla rastlar.
1- Aynı sanat yapıtı üzerinde farklı anlayış, üslup ya da akımların sentezleşmemiş nitelikte bir bütün olarak yer almaları durumu.
2- Bir ülkede sanatsal yaratımın henüz sentezine ulaşamamış, dolayısıyla, farklı odakların etkilerini seçilebilir biçimde yansıtması durumu.
Müzik aleti.
Açıklamalarıyla 1044 Sanat Terimi
Antik kent devleti.
Özelliğini bozmadan basitleştirilerek yapılan resim ya da motif.
Yarıçapı kemer açıklığının yarısından büyük olan ve kilit noktasından birleşen iki daire yayından meydana gelen kemer çeşididir.
Antik tiyatroda sahne yapısına verilen ad.
İnanç ve bilgiyi kiliseyle, özellikle Aristoteles'in bilimsel sistemini uyumlu bir biçimde birleştirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi.
Latince sözcük anlamı "okul felsefesi" demektir. Genel olarak Orta Çağda hâkim olan Yunan felsefesinin kavramsal araçlarından yararlanılarak oluşturulmuş tanrı merkezli düşünce sistemi.
Saydam bir yüzey üzerine alınmış projeksiyonda kullanılmaya özgü pozitif görüntü, diyapozitif.
İlk dönem Osmanlı seramiklerindeki hamur kırmızıdır. İşte bu kırmızı rengi kapamak, beyaz ve düzgün bir yüzey elde etmek için seramikler astarlanır. Slip tekniğinde de esas olan bu astardır. Bu teknikte süsleme astarla yapılır. Burada astar, normaldeki hâlinden daha koyudur. Kırmızı hamurlu kap üzerine, istenen motiflere göre fırça ile astarla süsleme yapılır ve istenen renk, saydam sırlanır.
Anadolu Türk evlerinde oda kapılarının açıldığı genişçe yer, hol.
1- Bazı renkler bize soğuk olan şeyleri anımsatırlar; buz grileri veya teskin edici maviler gibi. Her renk beyaz katılarak daha "cool" yapılabilir.
2- Renk çemberinde dalga boyları düşük olan renklere "soğuk" renkler denir.
Osmanlı literatüründe bezeme amacıyla ya da sütun olarak kullanılan, renkli, cilalanması güç ve sert taşların genel adı.
Nesnel olarak varlığı algılanabilen.
Geometrik bir kompozisyon anlayışını anlatmaktadır. 1930'larda konstrüktivistleri ve De Stijl akımını anlatmak için kullanılır.
1- XIV. yüzyıldan itibaren cami ve mescitlerde yaygın olarak kullanılan, ana mekânın dışında namaza geç gelenlerin ibadetlerini yapabilmeleri için yapılmış yarı açık hazırlık bölümü.
2- Osmanlı camii mimarisinde namaza geç gelenlerin ibadetlerini yapabilmeleri için yapının kuzey duvarını paralel olarak uzanan sütun ve kemer dizilerinden oluşmuş mekân.
Toplumsal gerçekçilik.
Somut olmayan. Varlığı duyularla algılanamayan.
Diğer Sanat Terimleri
Terimler Sözlüğü Ana Sayfa
Açıklamalı Sanat Terimleri Sözlüğü